![]() |
|
![]() |
|
|
3 Soruda Türkiye'de ATM Yönetimi Türkiye'de ATM ağları ve ATM yönetimi açısından neredeyiz?Türkiye'de ATM ağlarının yapısına baktığımızda parçalı bir görüntüyle karşılaşıyoruz. 90'lı yıllarda bankalarımız kendi ATM ağlarını oluşturdular. Ülkemizde ATM'lerin büyük çoğunluğu banka şubelerinin girişlerinde ya da dış cephelerinde konuşlandırılmıştır. Son yıllarda ihtiyaç noktalarına daha yakın konuşlandırılan ATM sayısında önemli bir artış oldu. Bu tür ATM'lere çoğunlukla "offsite-ATM" adı veriliyor. Tüketiciler olarak artık alışveriş merkezleri, meydanlar, hava alanları gibi yerlerde ATM'leri bulmaya alıştık ve bunları yoğun olarak kullanıyoruz. Bunun yanısıra bankalar birbirlerinin ATM'lerini ortaklaşa kullanabilecekleri düzenlemelere de gittiler. Kendi bankanızın ATM'inin olmadığı yerlerde anlaşmalı başka bir bankanın ATM'ini kullanarak temel hizmetlerden faydalanabiliyorsunuz.
Oysa ATM yönetimi dediğimizde şubelerden bağımsız bir "hizmet noktaları ağı" yönetiminden bahsetmemiz gerekiyor. Bir ATM ağının yönetimi nakit planlamasından cihaz bakımına kadar kendi rasyonelitesi içersinde düşünülmelidir. ATM yönetimi bankalarımız açısından neden önemlidir?Türkiye bankaları enflasyonist dönemde operasyon maliyetlerine çok dikkat edemediler. Öncelikler farklıydı, karlılık modelleri enflasyonist ekonomiye göre biçimleniyordu. Bugün sektörde daha rasyonel bir rekabet ortamı olduğunu söyleyebiliriz. Bankacılık hizmetlerinde kalite-maliyet oranı önem kazandı, özellikle orta boy bankalar operasyon maliyetlerini kaliteden ödün vermeden düşürmenin yollarını arıyorlar. Bu açıdan baktığımızda bir ATM ağının yönetimi de kalite ve maliyet ekseninde şekillenir. ATM'lerde stoklanan nakit gecelik faiz getiremediğinden, bu naktin optimize edilmesi gerekir. Bir düşünün: Binlerce ATM'den söz ediyoruz. Bu kadar çok noktada stoklanan nakit muazzam miktarlar oluşturur. ATM işletmeciliğinde paranın maliyeti en önemli etmenlerden biridir. Bu nedenle belli bir ATM'de stokladığınız nakti tam da o ATM'in ihtiyacına göre planlanlamayı amaçlarız. Öte yandan, nakit maliyetini azaltayım derken ATM'lerinizde paranın sık sık tükenmesi veya cihazların teknik nedenlerle devredışı kalması gibi sorunlarla da karşılaşabilirsiniz. Bu da hizmet kalitesinin düşmesine ve ciro kaybına yol açar. İkmal maliyetleri de önemli bir etmendir. Sabahları Bağdat caddesine çıkarsanız, bankaların açılış saatlerine yakın en az yedi sekiz bankanın zırhlı aracının ardarda geçtiğini görürsünüz; Bağdat caddesi gözle görülebilir basitlikte bir nakit ikmal rotasıdır. Bu caddeyi her sabah tek bir araçla da geçip, üstelik bugünkünden daha da kaliteli ve dakik ikmal hizmeti vermeniz mümkün. Maliyetler tek kalemde bir kaç misli düşecektir. Kısacası ATM yönetimi en iyi operasyon maliyetiyle en yüksek hizmet seviyesini ve en yüksek ciroyu sağlamayı hedefler. Türkiye'de ATM ağlarının büyüme potansiyeli nedir?2006 sonu itibariyle bir milyon kişi başına düşen ATM sayısı ülkemizde 224 iken AB-15 ortalaması 678, ABD rakamı 1245'tir (*). Ağ büyüklüğü açısından daha alınacak çok yol var. Buna karşılık Türk ATM'lerinin hizmet çeşitliliği ve teknolojik yeterlilik açısından Avrupa ATM'lerini aşmış olduğunu söyleyebiliriz. Fırsatlar penceremiz çok geniş. Fakat, her şeyden önce kavramların oturması ve ATM ağlarının henüz ulaşmadığı ihtiyaç coğrafyalarının adını koymamız gerekiyor. Öncelikle bu offsite-ATM kavramını aşıp, ihtiyaç noktalarının segmentasyonunu yansıtan kavramlarla düşünmeye başlamamızda yarar var: Kolaylık (convenience) ATM'leri (benzin istasyonları, alışveriş merkezleri ve benzeri noktalar), işyeri ATM'leri, yolüstü ATM'leri (hava alanları, tren ve otobüs garları ve benzeri noktalar) farklı hizmet ağları oluştururlar ve kullanılacak ATM cihazının özelliklerinden sunulacak ürün gamına kadar farklı nitelikler sergilerler. Bu açıdan baktiığımızda Türkiye'de ATM ağlarının önümüzdeki dönemde en az üç misli büyüyeceğini ve ATM başına cironun artacağını söyleyebiliriz. (*) Kaynak: The Bank Watch |
| © 2007-2008 Solice Technologies. Her Hakkı Saklıdır. | |