Solice Technologies
Anasayfa    Hakkımızda    Maestro    VisionSmart    İletişimEnglish
Maestro nakit işleme platformu merkezi vezne, para nakil ve ATM yönetiminde verimlilik ve güvenliği birlikte olanaklı kılıyor.

Maestro Cash Processing

Başvuru Kütüphanesi
İş Zekası Yazıları
Bankacılık Yazıları
Vending Yazıları
Yazılım Sanatı Üstüne
İş ve Hayat Üstüne
Özcan Özbilge Yazıları
Basında Solice Technologies

VisionSmart Vending Management

Dönüşümlerin Sessizliği
Özcan Özbilge

Türk BT sektörünün ağırlıklı olarak ithalatçı bir sektör olduğunu biliyoruz. Bu durumu değiştirmek için, gerek kamu kurumları gerekse özel işletmeler, hemen herkes bir şeyler yapıyor. Bir yandan bir şeyler değişiyor gibi, başarılar kaydediliyor. Diğer yandan - dünyaya baktığımızda - çok yavaş kaldığımızı görüyoruz. Kendimizi eleştiriyoruz, eksikliklerimizi belirliyoruz, ama sektörümüzün boyutlarını ölçerken, rakamları ve tanımları, BT kavramını sulandıracak şekilde esnetmekten kendimizi alamıyoruz.

Yeniliklere meraklıyız, en son teknoloji ve yöntemleri Türkiye pazarına vakit geçirmeden sunmuş ve benimsetmiş olmak için çalışıyoruz, lakin yarışta arkadan geldiğimiz duygusundan kurtulamıyoruz. Nitelikli insan kaynağı denizinde yüzüyoruz, ne var ki aradığımız herhangi bir uzmanı bulmakta sıkıntı çekiyoruz.

Özetle söylemek gerekirse, toplum olarak hemen her alanda sıkıntısını çektiğimiz potansiyelimizi kullanamama durumu bu sektörde de hayatımızı belirlemeyi sürdürüyor.

Sessizliğin sesi

Bazı sessizlikler korkutur ...Dönüşümler ağır ve sessiz şeylerdir, hemen gerçekleşmezler. Gürültüleri arkadan gelir. Bu ataletin ardında, bugüne değin konuşulmuş, tespit edilmiş ve düzeltilmesi yönünde adımlar atılmış pek çok yapısal neden olduğu aşikar. Bunlardan biri çok tartışılmıyor: Sektörün başat gelir modeli.

Dünya ekonomisinde değişen dönemlerde söz sahibi olmuş ve belli bir alanda güç merkezine dönüşmüş sektörel oluşumlara baktığımızda, başarılı örneklerin kolay kolay tasniflenemeyen bir çeşitlilik gösterdiklerini ama tümünün isabetli ve sürdürülebilir gelir modelleri geliştirmiş olmak gibi bir ortak paydada buluştuğunu söyleyebiliriz.

Artık biliyoruz ki üstünde çokça yazılıp çizilmiş ve tartışma konusu olarak klasikleşmiş İrlanda, İsrail ve Hindistan örneklerinin hiçbiri bir diğerine benzemez. Ne başlangıç koşulları, ne gelişme süreçleri ne de ulaştıkları ölçekler açısından. Ne de daha önceki dönemlerin ve endüstriyel dönüşümlerin Tayvan'ı, Kore'si, Silikon Vadisi birbirlerine benzerler. Tüm bu örneklerin tek gerçek benzerliği sektörel ölçekte geçerli gelir modelleri üstünde yükselmiş olduklarıdır.

Sadece bizim sorunumuz değil

İthalatçılık esas itibariyle sektörümüzde hakim olan gelir modelinin bir yansıması. Bir sonuç. Bir neden değil. Değer üretiminin yerleşik kalıpları ticari kurumların başat gelir modelinin dışına çıkmalarını zorlaştırıyor. Bu sadece bize özgü bir sorun da değil: Dünyada adı geçmeyen düzinelerce milli BT sektöründe de benzeri sıkıntılar yaşanıyor.

Gelir modelinin aksi yönündeki çabalar ve teşvikler ya boşa gidiyor ya da olumsuz sonuçlar doğuruyor. Başarılar istisnai olmaktan kurtulamıyor, zira mevcut gelir modeli içersinde yetişmiş ve olgunlaşmış kadrolar yeni modelleri geliştirmekte ve hayata geçirmekte sıkıntı yaşıyorlar.

Türk BT sektörünün inovasyon adına belki de atması gereken ilk adımın, kendine yeni gelir modelleri geliştirmek ya da en azından bu ihtiyaca dair farkındalığı yaygınlaştırmak olduğunu söyleyebiliriz.