![]() |
|
![]() |
|
|
İnanmak Bir Sanattır 2008 ülkemiz için karışık bir yıl olacağını gösterdi. Kuraklıklar ve henüz bahar bitmeden düşen su seviyeleri, buna karşılık kirazın düşmek bilmeyen fiyatı, siyasi belirsizlikler ve basiretsizlikler, petrolün önlenemez gizemli yükseliºi ve dünya ekonomilerinde durgunluk mu yoksa bunalım mı olduğu anlaşılamayan tuhaf bir süreç. Böyle çalkantılı zamanlarda eski çok bilmişlerin sözlerine bakmak gerekir: Pek çok şey kötüye gitse dahi, hayatta her zaman iyiye giden en az bir kaç şey vardır. Kağıt Paranın Kısa Tarihi Kağıt kadim Çin uygarlığının buluşlarından biridir. Kağıdın icadından önce Çinliler yazıyı kemik levhalar ve bambu gibi malzemeler kullanarak kayda geçirirlerdi. Önemli resmi belgeler için -o zamanlarda da çok pahalı bir malzeme olan- ipek kullanılırdı. M.S. ikinci yüzyıl başlarından itibaren Çinliler ağaç hamurundan üretilen kağıt kullanımına geçtiler. Kağıt parayı da (banknot) yine Çinliler buldular. Tannu Tuva'ya Ne Oldu? Her yazar en çok hayata ve aşka dair yazmak ister, her insan en çok bunları konuşmayı sever. Hepimiz yaşanmışlıklarımızın kerevetinden konuşuruz, hep bir penceresi vardır ruhumuzun; dışarı baktığımız. Önümüzden gündelik yaşantılar geçer, bizim de katıldığımız, sıkıldığımız, şikayetçisi olduğumuz. Gündelik bir zorunluluktur; hayatı işten, işi aşktan, aşkı hayattan koparır. Oysa özgürlük zorunluluktan doğar. Aylaklığa Övgü ya da Y Teorisi Üzerine Yıllarca gazetelerin insan kaynakları eklerinde, çeşitli sektör dergilerinde benzer yazılar okudum, okuduk. Türkiye'nin önde gelen şirketlerinin genel müdürleri, bölge direktörleri, üst düzey yöneticileri aynı şeyleri söylediler. Özellikle BT sektörü yöneticileri liderlik ettiler yıllarca bu söylemlere. Dediler ki mesela: "Bizim firmamızda çalışanın iyi niyetli olduğuna inanılır, onlara inisiyatif verilir. Yetki ve sorumlulukları dengelidir. Eğer bir çalışan o gün işe gelmediyse canı istememiş olabilir ve buna saygı duyulur." Vesaire vesaire. Martı Jonathan Livingston Olmak İnternette sıkça dolaşan bir e-posta var, "80'lerde Çocuk Olmak" başlıklı, geçmiştir sizin de elinize. O e-posta'da benim gibi çocukluğunu 80'li yıllarda geçirmiş olanların o yıllarla ilgili anımsadıkları sıralanıyor: popüler şarkı isimleri, oyunlar, çizgi filmler vs. Sayısı yüze varan bu maddelerden birinde de sevgili Barış Manço'nun programı anımsatılıyor: Adam Olacak Çocuk. Barış Manço bu "yarışma" programında henüz okul yaşına gelmemiş çocuklarla sohbet eder, onlarla şarkılar söyler, en sonunda her çocuğu "10 puan, 10 puan, 10 puan, 10 puan; 40 puanla şampiyon" ilan ederdi. ->> Yazının Devamı Değişmeyen Tek Şey Değişimin Kendisi Dünyadaki değişim artan bir ivmeyle devam ediyor. Değişime ayak uyduramayanlar yeni düzende hayatlarını devam ettirmekte giderek daha da zorlanmaya başladılar. 1200 yılında yaşayan bir adamı 1800 yılına alıp bıraksanız, aradan geçen 600 yıla karşın yine de bir şekilde hayatta kalmayı ve düzene uymayı başarabilir. Ama 1970 yılında yaşayan birinin iki binli yıllarda yaşayabilmesi o kadar da kolay değil. İvmenin ne kadar güçlü olduğunu da buradan anlamak mümkün. ->> Yazının Devamı Dalgaları Aşmak Eski Yunan'da salt olarak bilgiye erişmek bile dönemin filozofları için yeterince güçlü bir gönenç kaynağıydı. Bilgiyi öğrencileriyle paylaşmak ve nesilden nesile aktarılmasını sağlamak onlara sadece isimlerini bugün bile bilmemizden başka bir yarar sağlamadı. Onlar "Bilgi en büyük hazinedir" derken kuşkusuz salt bilgiye sahip olmanın erdeminden bahsediyorlardı. Peki ne oldu da bu kadar genel geçer bir cümle son yıllarda, bu kadar popüler oldu, ->> Yazının Devamı |
| © 2007-2008 Solice Technologies. Her Hakkı Saklıdır. | |