![]() |
|
![]() |
|
|
Değişmeyen Tek Şey Değişimin KendisiBülent Göven Dünyadaki değişim artan bir ivmeyle devam ediyor. Değişime ayak uyduramayanlar yeni düzende hayatlarını devam ettirmekte giderek daha da zorlanmaya başladılar. 1200 yılında yaşayan bir adamı 1800 yılına alıp bıraksanız, aradan geçen 600 yıla karşın yine de bir şekilde hayatta kalmayı ve düzene uymayı başarabilir. Ama 1970 yılında yaşayan birinin iki binli yıllarda yaşayabilmesi o kadar da kolay değil. İvmenin ne kadar güçlü olduğunu da buradan anlamak mümkün. Ya Kurumlar ? Artan hızla değişen dünya ve insanların buna verdiği tepki nedeniyle kaçınılmaz olarak kurumlar da değişime hızla ayak uydurmak zorundalar. Değişime direnenlerin ya da yeni düzene uyamayan kurumların hayatlarına devam edebilmesi pek de mümkün değil. Bunun için değişimi doğru şekilde yönetmek hayati önem taşıyor. Ne var ki değişimi yönetebilmek özellikle artan yoğun rekabet ortamında bir kurumun sadece yaşayabilmesini, daha iyimser bir yaklaşımla sabit bir noktada kalmasını sağlar, ama daha ileri gitmesini değil. Rakiplerin önüne geçebilmek için hiç kimsenin yapmadığı değişik bir şeyler ortaya koymak gerek. Kısaca rakiplerin yapmadığı bir şeyler yapıp fark yaratmak gerek. Ama ne ?
Bir şirketin nasıl yönetileceğine dair bugün pek çok yorum var. Biri bir diğerinden iyi değil. Doğru uygulanabildiği sürece bu yöntemlerin herbiri bir kurumu başarılı kılabilir. Tüm bunlar sır da değil. Bilginin bu kadar kolay ulaşılabilir olduğu bir ortamda bu yöntemlerden herhangi biri seçilebilir ve kuruma uyarlanır. İyi yönetilmesi halinde başarı elde etmek o kadar da zor değil. Peki o halde bir kurum diğerlerinden daha başarılı olmak için ne yapmalı ? Mesela teknolojiyi kullanarak diğerlerinin önüne geçebilir mi ? Teknoloji kullanmak fark yaratılabilir mi ? Teknoloji Fark Yaratmaz Bundan on – on beş yıl kadar önce çok daha fazla emek harcanarak yapılabilen işler artık rutin işler haline gelmeye başladı. Eskiden teknolojiden yararlanmak bile bir kurum için başlı başına bir fark yaratma yöntemiydi. Ancak son yıllarda teknoloji sahnedeki başat rolünü iyiden iyiye kaybediyor. Amerikalıların dediği gibi: technology worth nothing, yani teknoloji hiç bir şeydir. Çünkü artık her kurum teknolojiyi bir şekilde iş süreçlerini sokmuş durumda. Bunun en önemli sebebi de günümüzde teknolojinin eskisine kıyasla çok daha fazla erişilebilir ve çok daha ucuz olması. Bu yüzden teknolojiyi kullanmak fark yaratmak adına önemini kaybetmiş durumda. O halde rakiplerinin arasından sıyrılıp fark yaratmak için bir kurum farklı bir şeyler yapmalı. Ama ne ? Bildiğin/bilgin kadar şansın var Doğru yönetimle ama yeterli değil, teknoloji kullanarak ama değil. O halde nasıl fark yaratmalı? Yöntem seçilir, teknoloji kullanılarak süreçler yönetilir; diğer her kurumun yaptığı gibi. Fark yaratabilmek için kullanılacak en önemli silah işte tam da bu noktada karşımıza çıkıyor. Mevcut süreçlerden elde edilen bilgiye dayanarak alınan stratejik kararlar bir kurumun piyasadaki yerini, rekabet gücünü, prestijini, çok daha genel ve keskin bir sözcükle geleceğini belirliyor. Eski bir söz "Bildiğin kadar şansın var" der. Bilgi ve bilginin doğru kullanılması işi şansa bırakmak yerine şansı kendi ellerinle yaratmak demektir. Stratejik kararlar, adı üstünde, şirketin vizyonu doğrultusunda verilen önemli kararlardır. Doğru verilmiş kararlar şirketi başarıya götürebileceği gibi yanlış verilmiş kararlar ise ciddi sıkıntılar yaratabilir. O halde bir şirket doğru stratejik karar üretebilmek adına elinde neler olur olduğunu, alt yapısını, yeteneklerini ve sınırlarını iyi bilmelidir. Tabii bunun anahtarı da karar süreci boyunca eldeki bilgiyi doğru kullanabilmekten geçer. Geçmişten beri edinilen tecrübeler, yapılan hatalar, müşteri ve tedarikçiyle yapılan bilgi paylaşımı ve operasyonun yürütülmesi için tutulan veriler bir kurumun sahip olduğu en büyük zenginliktir aslında. Günümüzde eldeki yığın halindeki veri içinden işe yarar bilgi üretmek ve bu bilgiyi karar aşamasında kullanabilmek en kritik noktalardan biri artık. Kurumlar eldeki veri yığınının içinden anlamlı, güvenilir, geçerli bilgiyi üretebildiği sürece doğru stratejik karar üretebilmek adına önemli bir geri besleme sağlamış oluyor. Doğru verilmiş kararlar ise bir kurumu rakiplerinden bir adım öne çıkartıyor. |
| © 2007-2008 Solice Technologies. Her Hakkı Saklıdır. | |